Sunday, 27 July 2014

The Effects of the ISIS Operations on the Turkmens (ORSAM Report)

The Effects of the ISIS Operations on the Turkmens  (ORSAM Report)

PLEASE CLICK ON THE LINK BELOW TO READ THE REPORT


http://www.orsam.org.tr/en/enUploads/Article/Files/2014726_policybriefing7.pdf

Friday, 25 July 2014

Turkey ‘doing its best’ for Iraqi Turkmens


ANKARA


A group of Iraqi Turkmens arrive in Arbil after fleeing from Tal Afar, which was overrun by insurgents of the Islamic State of Iraq and the Levant (ISIL). AA Photo
A group of Iraqi Turkmens arrive in Arbil after fleeing from Tal Afar, which was overrun by insurgents of the Islamic State of Iraq and the Levant (ISIL). AA Photo
Turkey has been doing its best to reach out to Iraqi Turkmens caught in the middle of sectarian strife in neighboring Iraq, the head of a government aid agency has said, in an apparent response to criticism that the government has been ignoring the plight of Turkmens.

“No incident can ever be overshadowed by another one. Turkey is doing its best,” Fuat Oktay, the president of the Prime Ministry’s Disaster and Emergency Management Directorate (AFAD), told Anadolu Agency on July 24, referring to comparisons of assistance provided for Palestinians and Iraqi Turkmens.
So far, Turkey has sent 71 trucks loaded with humanitarian assistance to Iraq, Oktay said, adding that they had been in contact with the Iraqi Turkmen Front (ITC) on the ground.

“Assistance to Iraqi Turkmens is continuing with the same sensitivity, seriousness and intensity as on the first day,” he added.

More than half a million people have been displaced across Iraq since June, when the northern city of Mosul fell to Sunni insurgents of the Islamic State of Iraq and the Levant (ISIL), who have since harried Shiite Turkmen as well as Shabaks, Yezidis and Christians.

The town of Tal Afar, 70 kilometers west of Mosul, was overrun by insurgents last month, driving out large numbers of Shiite Turkmen.

At a camp in the disused hangar of a construction company on the outskirts of Arbil, thousands of Turkmen, who have close cultural and linguistic links to Turkey, wait their turn to be bused to the airport and flown down to Baghdad and the Shiite cities of Najaf and Kerbala.

Hours after Oktay’s remarks of assurance of support to Iraqi Turkmens, Nationalist Movement Party (MHP) leader Devlet Bahçeli harshly lambasted the government for “indifference” to Iraqi Turkmens’ tragedy.

“ISIL has turned its guns at Turkmens since June 6,” Bahçeli said at a press conference, adding that Prime Minister Recep Tayyip Erdoğan did not even consider the situation of Turkmens, despite fuming at Israel for its operations against the Palestinians in the Gaza Strip.

“For Erdoğan, Turkmens are an entity that should be suppressed and assimilated. The weaponry and ammunition that Erdoğan has given to ISIL is putting Turkmens in the grave,” he added.
July/24/2014

http://www.hurriyetdailynews.com/turkey-doing-its-best-for-iraqi-turkmens.aspx?pageID=238&nID=69583&NewsCatID=359

Monday, 21 July 2014

BESHIR, TURKMEN VILLAGE IN THE NORTH OF IRAQ (VIDEO)

PLEASE CLICK IN THE SPACE BELOW FOR THE VIDEO
Post by ‎بشير TV‎.


Post by ‎بشير TV‎.

Sunday, 20 July 2014

IRAK TÜRKMENLERİNDEN BİRLEŞMİŞ MİLLETLER GENEL SEKRETERİNE KUZEY IRAK'TA GÜVENLİ BÖLGE TESİSİ İÇİN S.O.S. VE ACİL BAŞVURU

 TURKISH TRANSLATION OF THE LETTER WHICH WAS SENT TO THE U.N.

For the original text in English please see: http://merryabla64.wordpress.com/2014/07/01/iraqi-turkmens-appeal-to-the-united-nations-to-establish-a-safe-haven-for-the-turkmens-in-iraq/





IRAQI TURKMEN FRONT
European Representation
Brussels-Belgium


Ekselansları, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, Bay Ban Ki Moon'nun acil dikkatine

IRAK TÜRKMENLERİNDEN BİRLEŞMİŞ MİLLETLER GENEL SEKRETERİNE KUZEY IRAK'TA GÜVENLİ BÖLGE TESİSİ İÇİN S.O.S. VE ACİL BAŞVURU

Sayın Ekselansları

Ben, Irak Türkmen Cephesinin Avrupa Birliğinde ki Temsilcisi olarak ve Irak'ta ki üçüncü büyük etnik gurup olan, Araplar ve Kürtler ile birlikte Irak halkının omurgasını teşkil eden üç ana toplumdan biri olan Irak Türkmenleri adına, Irak Türkmenlerinin ISIS/IŞİD (Irak Şam İslam Devleti) adlı terör örgütünün 9 haziran 2014 tarihinden beri Kuzey Irak'ı istila etmesi üzerine bugünlerde yaşadıkları korkunç trajik duruma ve karşılaştıkları feci zorluklara dikkatinizi çekmek için bu mektubu size yazıyorum. 

O günden beri ISIS/IŞİD terör örgütü saldırılarını katlayıp istilasını Kuzey Irak'a doğru hızla yaymakta, Irak silahlı birliklerinin konuşlandıkları Kuzey Irak'ta ki dört (Musul, Kerkük, Salaheddin ve Diyala) ilden beklenmedik ve şaşırtan geri çekilişinden doğan boşluk nedeniyle anılan vilayetlerin kısmen ISIS/IŞİD ve Kürt peşmergeler tarafından istilasını kolaylaştırmaktadır.  

Gerçekte Kurt Pesmerge, ya terör örgütü ISIS/IŞİD ile önceden anlaşarak ya da şans eseri Irak hükümet güçlerinin Irak'ın kuzeyinde ki mevcut zayıflığından faydalanarak Kürt peşmergeler kuvvetlerini Kürt özerk bölgesinin ötesinde Kerkük, Musul, Salaheddin ve Diyala illerinde ki sözde "ihtilaflı toprakları" işgal ve kontrol etmek için hızla ilerletmişlerdir. Peşmerge kuvvetleri şimdi Kuzey Irak'ın Türkmen bölgesinin (Türkmeneli) neredeyse tamamını işgal etmekte ve anılan dört vilayette ki Türkmen kasabalarını ve şehirleri kontrol etmektedirler.

ISIS/IŞİD bir hafta önce Musul'u istila ettikten sonra Musul ilinde ki en büyük Türkmen kasabası Telafer'e saldırarak yüzden fazla Türkmen'i öldürmüş ve birkaç yüzünü de yaralamıştır. 200.000 nüfuslu Telafer kasabasının, çoğunluğu kadınlar, çocuklar ve yaşlılardan oluşan halkı kesif bombardıman altında şehri terk etmişlerdir. Kavurucu çöl sıcağında ki bu savunmasız halk barınak, su ve gıda bulmada büyük güçlük çekmektedirler. Onlardan Kürt bölgesine sığınma arayışında olan bazılarının talepleri ret edilmiştir.
  
ISIS/IŞİD; Kerkük ilinde ki Hawija ve Tikrit kasabalarını kontrol altına aldıktan sonra Kerkük, Salaheddin ve Diyala illerinin Türkmen bölgesine geçip bu illerde ki Beşir, Biravceli, Salman Pak, Kara Tepe, Jalawla gibi Türkmen kasabalarına ve Türkmen Bayat kabilelerine ait olan birkaç köye de saldırıp işgal etmişlerdir.

ISIS/IŞİD işgal ettiği bu Türkmen yerleşimlerinin her birinde, işkence, tecavüz, genç kızları kaçırma, Türkmen mülklerini yağmalama ve ayırım gözetmeksizin kadınları, adamları ve çocukları toplu öldürerek insanlığa karşı suç işlemektedirler.

Irak'ta ki bütün bölgelerde yerleşik Türkmenleri Irak ordusunun koruyacağına dair güvence veren Irak hükümeti tarafından Irak'ta ki Türkmenlere ihanet edilmiştir.  

Kerkük ilini savunma ve korumadan sorumlu 12nci Irak tümeninin, tüm silahlarını ve malzemelerini bırakarak bulunduğu mevkii beklenmedik bir şekilde terk etmiştir.

Kürt peşmerge Kerkük ilini ISIS/IŞİD saldırılarına karşı savunmak üzere bölgeyi devralmış ve Irak ordusunun terk ettikleri silahlara el koymuştur.   

Maalesef, ISIS/IŞİD Beşir'e saldırdığında peşmerge kuvvetleri, az sayıda silahlanmış Türkmen halkını kendi köylerini savunma zorunda bırakarak, Beşir çevresinde ki konumlarını terk etmişlerdir. Türkmenler mühimmatları bitinceye kadar ellerinden geldiğince direnmişlerdir. ISIS/IŞİD köyü ele geçirmiş ve köy halkı yerlerini terk etmişlerdir, fakat maalesef hepsi başarılı olamamıştır. En azından düzinelerce kişi öldürülmüş, 30 kişiden fazlası yaralanmış ve bir çoğu hala kayıptır, bunlar ya ölüdürler ya da köyde mahsur kalmışlardır.

ISIS/IŞİD aynı insanlık suçlarını, çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan 23 Türkmen'i öldürdükleri, Salaheddin ilinde ki Türkmen yerleşimi Biravceli'de işlemişlerdir.

Yukarıdakiler Kuzey Irak'ta kendi kasabalarında, şehirlerinde ve köylerinde silahsız Türkmenlere yapılanlardan bir kaç örnektir.

2003 yılından beri Türkmenler sürekli hedef olmuşlar ve saldırılmışlardır. Öldürülmüşler, yaralanmışlar, fidye için rehin alınmışlar ve mülkleri yağmalanmışlar veya yakılmışlar ve politik liderleri suikasta uğramışlardır.  

Yukarıda anlatılan görünümüyle, Irak'ta ki Türkmen toplumunun hayatta kalması açıkça söz konusudur. Ülkenin mevcut sorunlu durumunda tüm Irak'ta ki, bilhassa Kuzey Irak'ta ki, Türkmenler bir etnik temizlik ve potansiyel soykırımla karşı karşıyadırlar.

Bu nedenle Irak Türkmenleri; Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, Bay Ban Ki Moon'u, 1991 - 2003 yılları arasında Irak Kürtlerine sağlandığı gibi Türkmenlere de Kuzey Irak'ta emniyetli bir yaşam sağlamak suretiyle Türkmenlere yardım etmelerini ve onları potansiyel bir soy kırımından korumak için sonuna kadar çaba sarf etmelerini acilen talep ederler

Ayrıca Türkmenler Birleşmiş Milletlerden ISIS suçlularını Irak merkezi yönetiminde ki ve sözü edilen dört vilayetin yöresel yönetimlerinde ki, Türkmenleri savunmasız ve korumasız bırakarak ihanet eden sorumlular ila birlikte Uluslar Arası Suçlular Mahkemesinde yargılanması huşunu acilen talep ederler.  

Saygılarımla

Dr. Hassan Aydinli
Irak Türkmen Cephesi AB'de ki Temsilcisi
Brussels, 21st June 2014.



Sunday, 13 July 2014

THE ETHNIC CLEANSING OF THE TURKMENS IN IRAQ

THE ETHNIC CLEANSING OF IRAQ’S THIRD MAIN ETHNIC COMMUNITY: 

THE TURKMENS

There are over 350.000 internally displaced Turkmens in Iraq since June 2014, they fled from their cities and villages which were attacked by ISIS (the Islamic State of Iraq and Sham) in June, many were killed and wounded. 

After attacking  and occupying Mosul city on 9th June 2014, ISIS attacked Tel Afer, the largest Turkmen city in the province of Mosul.
When ISIS moved to the Turkmen inhabited region of  Kirkuk, Salaheddin and Diyala provinces, they attacked the Turkmen towns and villages situated in these provinces:Bashir, Biravceli, Bastamli, Chardaghli, Kara Tepe, Salman Pak, Jalawla and several villages belonging to the Turkmen Bayat tribes.

Please click on the link below to read the S.O.S. AND URGENT APPEAL FROM THE IRAQI TURKMENS TO THE UNITED NATIONS FOR THE ESTABLISHMENT OF A SAFE HAVEN FOR THE TURKMENS IN THE NORTH OF IRAQ


MAP OF IRAQ ( THE REGION INHABITED BY TURKMENS ‘Turkmeneli’ IS INDICATED IN BLUE)
map_of_turkmeneli
 THE TURKMENS’ VOICES HAVE ALWAYS BEEN STIFLED IN IRAQ
The history of the Turkmens in Iraq is one of continuous sufferings since the establishment of the Iraqi State in 1921.
Turkmens should be amongst the wealthiest people on earth,  their region Turkmeneli,
is rich in oil, gas, and their agricultural lands are very fertile.
Unfortunately their region continues to be coveted by Arabs and Kurds.
Turkmens do not have armed militias, they are an easy target.

 The dramatic situation of the internally displaced Turkmens

The Internally Displaced Turkmens in Iraq will never be able to return to their cities and villages which are now de facto occupied and controlled by ISIS and/or by their Sunni Arab allies, or by the  Kurdish Peshmerga.
.
The Turkmens who are transferred to the south of Iraq will be arabised while those who remain in the north of Iraq will be kurdified.
.
The Kurds, taking advantage of the weakness of the Iraqi government,  advanced their forces beyond the Kurdish autonomous region. Kurdish Peshmerga forces are now de facto occupying the Turkmen region in the north of Iraq (called TURKMENELI)  they control almost all Turkmen cities and towns in the four provinces in the north of Iraq (Mosul, Kirkuk, Salaheddin and Diyala).  
.
The majority of Sunni Arabs in the north of Iraq support ISIS, they did not try to resist when ISIS attacked Mosul.
.
Turkmen IDPs have lost everything, their houses were looted after they were forced to flee to save their lives. They are now homeless and landless.
.
 Photos of  Turkmens in Iraq  fleeing their cities and villages after being attacked by ISIS (in June 2014).
Turkmen refugees 8

Turkmen refugees 4
telafer refugees2
TURKMEN IDPs
 Trying to protect themselves from the scorching heat
Turkmens fleeing from Telafer
Photo above: Turkmens fleeing from Tel Afer (a Turkmen city in the north west of Iraq) under heavy shelling by ISIS
Turkmen refugees truck

Turkmens were taken to transit camps by trucks

Hereunder, photos taken at one of the Transit camps (situated in the Kurdish Autonomous Region - Baharka camp, 10 km from Erbil city)

Turkmen IDs in warehouse Erbil
11th July, 2014 -BAHARKA Transit Camp : After waiting for several days in the scorching heat, with hardly any water and food, 5.000 Internally Displaced Turkmens arriving from Tel Afer (a Turkmen city in the north west of Iraq) were finally allowed to enter Erbil.
.
They are now in Baharka Transit Camp (10 km north of Erbil ) which is an old warehouse. But their ordeal is far from over, the living conditions there are appalling. The place is very dirty, very hot (48°C) and there is no sanitation infrastructure and no medical help.
.
Almost all of the IDPs had to stop several times before arriving to Baharka , with on average each IDP family stopping 5 times.
.
Over half of the IDPs relying on their own savings to meet their basic needs reported that it would last only one week. The remaining  reported that they had no means to support their families.
UNHCR help has not yet reached these IDPs.
.
Iraqi Turkmen Front (ITF) Executive Board Members Messrs Ali Mehdi and Aydin Maruf, and ITF Erbil  representative Mr. Dilsat Terzi, delivered some humanitarian assistance to the IDPs.
.
The Turkish Relief Organization UKBA (Uluslararasi Kardeşlik Banş ve Ahlak Vakfi) International Brotherhood, Peace and Moral Foundation, also provided assistance to the IDPs.
.
There is an urgent need for baby milk and diapers. There are not enough mattresses. Many people are sleeping on the floor outside the warehouse. Children are suffering from diarrhoea and dehydration.
The Internally Displaced   Turkmens of this Transit camp near Erbil are waiting to be flown to  NAJAF in the South of Iraq.
.
More IDPs are on their way to this Transit camp…
We had reports today that 13 IDPs, including children,  have died between Mosul and Erbil because of lack of food and water.

Turkmen refugee father and baby
 A father trying to cool his baby (babies are the first to suffer from dehydration in this temperature of  48°C).
Turkmen ids 6
 The whereabouts of many Turkmen IDPs is still  unknown.
.
 Note: According to a report from  OCHA (United Nations OFFICE FOR THE COORDINATION OF HUMANITARIAN AFFAIRS), Iraq is now contending with one of the largest internally displaced populations in the world; over 1.2 million have been displaced since January 2014. Since the fall of Mosul on 9th June 2014, armed opposition groups (AOGs), including Baathists, tribal militias and members of the former regime/military, along with the Islamic State of Iraq and Sham (ISIS), have taken control of large swathes of Iraq’s provinces.

Turkmen refugee children water
Water being delivered by the Turkmen community of Erbil  to the Turkmen children (of Tel Afer) at Camp Baharka  near Erbil – Apart from two Turkish Aid Agencies and the Iraqi Turkmen Front, no one is providing humanitarian help to the poor IDPs.

Turkmen refugee, mother with sick child

Turkmen refugees in Iraq 6
Exhausted Turkmen IDPs trying to find a place in the shade (Temperature in June, July and August reaches 50°C in Iraq)
Turkmen refugee 10
An employee of a Turkish Humanitairian Aid Agency trying to comfort an exhausted refugee..
...
Hereunder : URGENT APPEAL FROM THE IRAQI TURKMENS’ EU REPRESENTATIVE ADDRESSED TO THE UNITED NATIONS 
irak-turkmen-cephesi1
IRAQI TURKMEN FRONT
European Representation
Brussels-Belgium

For the urgent attention of The Secretary-General of the United Nations, Mr. Ban Ki-moon
S.O.S. AND URGENT APPEAL FROM THE IRAQI TURKMENS TO THE UNITED NATIONS FOR THE ESTABLISHMENT OF A SAFE HAVEN FOR TURKMENS IN THE NORTH OF IRAQ.

Your Excellency,

As the representative of the Iraqi Turkmen front in the European Union and on behalf of the Iraqi Turkmens, who constitute  Iraq’s  third largest ethnic group and one of the three  main communities forming  the backbone of the Iraqi people with the Arabs and Kurds, I am writing to you in order to bring to your attention the grave situation the Turkmens are facing in the north of Iraq after the attacks and the invasion of Mosul city by the terrorist organization ‘ISIS’(the Islamic State of Iraq and Sham) on the 9th of June 2014.

Since then, the terrorist organization ISIS has multiplied its attacks and extended its invasion to the north of Iraq rapidly because of the unexpected and astonishing sudden withdrawal of the Iraqi army divisions from their positions in the four provinces in the north of Iraq (Mosul, Kirkuk, Salaheddin and Diyala), leaving a vacuum and facilitating the partial occupation of these provinces by ISIS and by the Kurdish Peshmerga.

Indeed, the Kurdish Peshmerga, either in prior agreement with the terrorist organization  ISIS or opportunistically taking advantage of the present weakness of the Iraqi government forces in the north of Iraq, have quickly advanced their forces beyond the Kurdish autonomous region to occupy and control the so-called ‘contested territories’ in the provinces of  Kirkuk, Mosul, Salaheddin and Diyala. The Kurdish Peshmerga forces are now de facto occupying almost all the Turkmen region in the north of Iraq (Türkmeneli) and controlling almost all Turkmen cities and towns in these four provinces.

After occupying Mosul city, ISIS attacked Telafer, the largest Turkmen city in the province of Mosul, killing over one hundred Turkmens and wounding several hundreds of them, 200.000 Turkmen inhabitants of Telafer, mainly women, children and elderly people fled the city under heavy shelling. These defenceless people are facing huge difficulties to find shelter, water and food, they are in the desert under scorching heat. Some of them have been denied entry to the Kurdish region where they were seeking refuge.

ISIS after establishing its control on Mosul moved forward to the south and took control of Tikrit, the capital of the Salaheddin province and of the town of Hawija, the largest Sunni Arab town in Kirkuk province where they took control without any resistance neither from the central government forces nor from the local authorities because of the sudden withdrawal of the Iraqi army divisions from their positions in these provinces as mentioned earlier.

After controlling Tikrit and Hawija , ISIS  moved to the Turkmen region of Kirkuk, Salaheddin and Diyala provinces and attacked the Turkmen towns and villages situated  in these provinces such as Bashir, Biravceli, Bastamli,  Chardaghli, Kara Naz, Kara Tepe, Salman Pak, Jalawla and several villages belonging to the Turkmen Bayat tribes.

In each of these Turkmen localities ISIS has committed crimes against humanity, torturing, raping, kidnapping young girls, looting Turkmens’ properties and mass killing indiscriminately women, men and children.

The Turkmens in Iraq have been betrayed by the Iraqi government who assured them that the Iraqi army would protect the Turkmens in the entire Turkmen region in the north of Iraq.

The 12th division of the Iraqi army which was supposed to defend and protect Kirkuk province, unexpectedly abandoned its position, leaving all its weapons and equipment behind.

The Kurdish Peshmerga took over the area and confiscated the weapons which were abandoned by the Iraqi army. The Peshmerga were supposed to protect and defend Kirkuk province from ISIS attacks.

Unfortunately, when ISIS encircled and attacked the village of Beshir (situated some 30 km south west of Kirkuk)  the Peshmerga forces abandoned their position around Beshir, leaving the poorly armed Turkmen inhabitants on their own to defend their village. They resisted as long as they could until they ran out of ammunition.  ISIS conquered the village and the inhabitants fled, but unfortunately not all of them succeeded.  Dozens of people were killed, more than 30 were wounded and a large number of them are still missing, they are either dead or still trapped inside the village.

ISIS has committed the same crimes in the Turkmen locality of Biravceli, in Salaheddin province, where they killed 23 defenceless Turkmens, most of them women and children.

The above are just a few examples of what is happening to the unarmed and unprotected Turkmens in  their towns, cities and villages in the north of Iraq.

Since 2003, Turkmens have been continuously targeted and attacked. They have been killed, wounded, kidnapped for ransom, their properties have been looted or burned and their political leaders have been assassinated.

In view of the above, it is clear that the survival of the Turkmen community in Iraq is at stake. They are facing ethnic cleansing and a potential genocide in the present day troubled situation of the country.

Therefore, Iraqi Turkmens urge the General Secretary of the United Nations to do his utmost to come to the help of the Turkmens to protect them by providing a safe haven for them in the north of Iraq, similar to the safe haven the UN provided for the Kurds of Iraq from 1991 to 2003.

Furthermore, Turkmens urge the United Nations to bring the criminals from ISIS as well as those responsible in the Iraqi central government and local authorities in these provinces who betrayed the Turkmens by leaving them without defence and protection to the International Criminal Court to be judged.

Yours respectfully,
Dr. Hassan Aydinli
Iraqi Turkmen Front EU representative
Brussels, 21st June 2014.

Tuesday, 1 July 2014

IRAQI TURKMENS URGENT APPEAL TO THE U.N. ASKING FOR A SAFE HAVEN FOR TURKMENS IN THE NORTH OF IRAQ




IRAQI TURKMEN FRONT
European Representation
Brussels-Belgium

For the urgent attention of The Secretary-General of the United Nations, Mr. Ban Ki-moon

S.0.S. AND URGENT APPEAL FROM THE IRAQI TURKMENS TO THE UNITED NATIONS FOR THE ESTABLISHMENT OF A SAFE HAVEN FOR TURKMENS IN THE NORTH OF IRAQ.

Your Excellency,
As the representative of the Iraqi Turkmen front in the European Union and on behalf of the Iraqi Turkmens, who constitute  Iraq’s  third largest ethnic group and one of the three  main communities forming  the backbone of the Iraqi people with the Arabs and Kurds, I am writing to you in order to bring to your attention the grave situation the Turkmens are facing in the north of Iraq after the attacks and the invasion of Mosul city by the terrorist organization ‘ISIS’(the Islamic State of Iraq and Sham) on the 9th of June 2014.

Since then, the terrorist organization ISIS has multiplied its attacks and extended its invasion to the north of Iraq rapidly because of the unexpected and astonishing sudden withdrawal of the Iraqi army divisions from their positions in the four provinces in the north of Iraq (Mosul, Kirkuk, Salaheddin and Diyala), leaving a vacuum and facilitating the partial occupation of these provinces by ISIS and by the Kurdish Peshmerga.

Indeed, the Kurdish Peshmerga, either in prior agreement with the terrorist organization  ISIS or opportunistically taking advantage of the present weakness of the Iraqi government forces in the north of Iraq, have quickly advanced their forces beyond the Kurdish autonomous region to occupy and control the so-called ‘contested territories’ in the provinces of  Kirkuk, Mosul, Salaheddin and Diyala. The Kurdish Peshmerga forces are now de facto occupying almost all the Turkmen region in the north of Iraq (Türkmeneli) and controlling almost all Turkmen cities and towns in these four provinces.

After occupying Mosul city, ISIS attacked Telafer, the largest Turkmen city in the province of Mosul, killing over one hundred Turkmens and wounding several hundreds of them, 200.000 Turkmen inhabitants of Telafer, mainly women, children and elderly people fled the city under heavy shelling. These defenceless people are facing huge difficulties to find shelter, water and food, they are in the desert under scorching heat. Some of them have been denied entry to the Kurdish region where they were seeking refuge.

ISIS after establishing its control on Mosul moved forward to the south and took control of Tikrit, the capital of the Salaheddin province and of the town of Hawija, the largest Sunni Arab town in Kirkuk province where they took control without any resistance neither from the central government forces nor from the local authorities because of the sudden withdrawal of the Iraqi army divisions from their positions in these provinces as mentioned earlier.

After controlling Tikrit and Hawija , ISIS  moved to the Turkmen region of Kirkuk, Salaheddin and Diyala provinces and attacked the Turkmen towns and villages situated  in these provinces such as Bashir, Biravceli, Bastamli,  Chardaghli, Kara Naz, Kara Tepe, Salman Pak, Jalawla and several villages belonging to the Turkmen Bayat tribes.

In each of these Turkmen localities ISIS has committed crimes against humanity, torturing, raping, kidnapping young girls, looting Turkmens’ properties and mass killing indiscriminately women, men and children.

The Turkmens in Iraq have been betrayed by the Iraqi government who assured them that the Iraqi army would protect the Turkmens in the entire Turkmen region in the north of Iraq.

The 12th division of the Iraqi army which was supposed to defend and protect Kirkuk province, unexpectedly abandoned its position, leaving all its weapons and equipment behind.

The Kurdish Peshmerga took over the area and confiscated the weapons which were abandoned by the Iraqi army. The Peshmerga were supposed to protect and defend Kirkuk province from ISIS attacks.

Unfortunately, when ISIS encircled and attacked the village of Beshir (situated some 30 km south west of Kirkuk)  the Peshmerga forces abandoned their position around Beshir, leaving the poorly armed Turkmen inhabitants on their own to defend their village. They resisted as long as they could until they ran out of ammunition.  ISIS conquered the village and the inhabitants fled, but unfortunately not all of them succeeded.  Dozens of people were killed, more than 30 were wounded and a large number of them are still missing, they are either dead or still trapped inside the village.

ISIS has committed the same crimes in the Turkmen locality of Biravceli, in Salaheddin province, where they killed 23 defenceless Turkmens, most of them women and children.

The above are just a few examples of what is happening to the unarmed and unprotected Turkmens in  their towns, cities and villages in the north of Iraq.

Since 2003, Turkmens have been continuously targeted and attacked. They have been killed, wounded, kidnapped for ransom, their properties have been looted or burned and their political leaders have been assassinated.

In view of the above, it is clear that the survival of the Turkmen community in Iraq is at stake. They are facing ethnic cleansing and a potential genocide in the present day troubled situation of the country.

Therefore, Iraqi Turkmens urge the General Secretary of the United Nations to do his utmost to come to the help of the Turkmens to protect them by providing a safe haven for them in the north of Iraq, similar to the safe haven the UN provided for the Kurds of Iraq from 1991 to 2003.

Furthermore, Turkmens urge the United Nations to bring the criminals from ISIS as well as those responsible in the Iraqi central government and local authorities in these provinces who betrayed the Turkmens by leaving them without defence and protection to the International Criminal Court to be judged.

Yours respectfully,

Dr. Hassan Aydinli
Iraqi Turkmen Front EU representative
Brussels, 21st June 2014.

TURKISH TRANSLATION:

Ekselansları, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, Bay Ban Ki Moon'nun acil dikkatine

IRAK TÜRKMENLERİNDEN BİRLEŞMİŞ MİLLETLER GENEL SEKRETERİNE KUZEY IRAK'TA GÜVENLİ BÖLGE TESİSİ İÇİN S.O.S. VE ACİL BAŞVURU
Sayın Ekselansları

Ben, Irak Türkmen Cephesinin Avrupa Birliğinde ki Temsilcisi olarak ve Irak'ta ki üçüncü büyük etnik gurup olan, Araplar ve Kürtler ile birlikte Irak halkının omurgasını teşkil eden üç ana toplumdan biri olan Irak Türkmenleri adına, Irak Türkmenlerinin ISIS/IŞİD (Irak Şam İslam Devleti) adlı terör örgütünün 9 haziran 2014 tarihinden beri Kuzey Irak'ı istila etmesi üzerine bugünlerde yaşadıkları korkunç trajik duruma ve karşılaştıkları feci zorluklara dikkatinizi çekmek için bu mektubu size yazıyorum. 

O günden beri ISIS/IŞİD terör örgütü saldırılarını katlayıp istilasını Kuzey Irak'a doğru hızla yaymakta, Irak silahlı birliklerinin konuşlandıkları Kuzey Irak'ta ki dört (Musul, Kerkük, Salaheddin ve Diyala) ilden beklenmedik ve şaşırtan geri çekilişinden doğan boşluk nedeniyle anılan vilayetlerin kısmen ISIS/IŞİD ve Kürt peşmergeler tarafından istilasını kolaylaştırmaktadır.  

Gerçekte Kurt Pesmerge, ya terör örgütü ISIS/IŞİD ile önceden anlaşarak ya da şans eseri Irak hükümet güçlerinin Irak'ın kuzeyinde ki mevcut zayıflığından faydalanarak Kürt peşmergeler kuvvetlerini Kürt özerk bölgesinin ötesinde Kerkük, Musul, Salaheddin ve Diyala illerinde ki sözde "ihtilaflı toprakları" işgal ve kontrol etmek için hızla ilerletmişlerdir. Peşmerge kuvvetleri şimdi Kuzey Irak'ın Türkmen bölgesinin (Türkmeneli) neredeyse tamamını işgal etmekte ve anılan dört vilayette ki Türkmen kasabalarını ve şehirleri kontrol etmektedirler.

ISIS/IŞİD bir hafta önce Musul'u istila ettikten sonra Musul ilinde ki en büyük Türkmen kasabası Telafer'e saldırarak yüzden fazla Türkmen'i öldürmüş ve birkaç yüzünü de yaralamıştır. 200.000 nüfuslu Telafer kasabasının, çoğunluğu kadınlar, çocuklar ve yaşlılardan oluşan halkı kesif bombardıman altında şehri terk etmişlerdir. Kavurucu çöl sıcağında ki bu savunmasız halk barınak, su ve gıda bulmada büyük güçlük çekmektedirler. Onlardan Kürt bölgesine sığınma arayışında olan bazılarının talepleri ret edilmiştir.
  
ISIS/IŞİD; Kerkük ilinde ki Hawija ve Tikrit kasabalarını kontrol altına aldıktan sonra Kerkük, Salaheddin ve Diyala illerinin Türkmen bölgesine geçip bu illerde ki Beşir, Biravceli, Salman Pak, Kara Tepe, Jalawla gibi Türkmen kasabalarına ve Türkmen Bayat kabilelerine ait olan birkaç köye de saldırıp işgal etmişlerdir.

ISIS/IŞİD işgal ettiği bu Türkmen yerleşimlerinin her birinde, işkence, tecavüz, genç kızları kaçırma, Türkmen mülklerini yağmalama ve ayırım gözetmeksizin kadınları, adamları ve çocukları toplu öldürerek insanlığa karşı suç işlemektedirler.

Irak'ta ki bütün bölgelerde yerleşik Türkmenleri Irak ordusunun koruyacağına dair güvence veren Irak hükümeti tarafından Irak'ta ki Türkmenlere ihanet edilmiştir.  

Kerkük ilini savunma ve korumadan sorumlu 12nci Irak tümeninin, tüm silahlarını ve malzemelerini bırakarak bulunduğu mevkii beklenmedik bir şekilde terk etmiştir.

Kürt peşmerge Kerkük ilini ISIS/IŞİD saldırılarına karşı savunmak üzere bölgeyi devralmış ve Irak ordusunun terk ettikleri silahlara el koymuştur.   

Maalesef, ISIS/IŞİD Beşir'e saldırdığında peşmerge kuvvetleri, az sayıda silahlanmış Türkmen halkını kendi köylerini savunma zorunda bırakarak, Beşir çevresinde ki konumlarını terk etmişlerdir. Türkmenler mühimmatları bitinceye kadar ellerinden geldiğince direnmişlerdir. ISIS/IŞİD köyü ele geçirmiş ve köy halkı yerlerini terk etmişlerdir, fakat maalesef hepsi başarılı olamamıştır. En azından düzinelerce kişi öldürülmüş, 30 kişiden fazlası yaralanmış ve bir çoğu hala kayıptır, bunlar ya ölüdürler ya da köyde mahsur kalmışlardır.

ISIS/IŞİD aynı insanlık suçlarını, çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan 23 Türkmen'i öldürdükleri, Salaheddin ilinde ki Türkmen yerleşimi Biravceli'de işlemişlerdir.

Yukarıdakiler Kuzey Irak'ta kendi kasabalarında, şehirlerinde ve köylerinde silahsız Türkmenlere yapılanlardan bir kaç örnektir.

2003 yılından beri Türkmenler sürekli hedef olmuşlar ve saldırılmışlardır. Öldürülmüşler, yaralanmışlar, fidye için rehin alınmışlar ve mülkleri yağmalanmışlar veya yakılmışlar ve politik liderleri suikasta uğramışlardır.  

Yukarıda anlatılan görünümüyle, Irak'ta ki Türkmen toplumunun hayatta kalması açıkça söz konusudur. Ülkenin mevcut sorunlu durumunda tüm Irak'ta ki, bilhassa Kuzey Irak'ta ki, Türkmenler bir etnik temizlik ve potansiyel soykırımla karşı karşıyadırlar.

Bu nedenle Irak Türkmenleri; Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, Bay Ban Ki Moon'u, 1991 - 2003 yılları arasında Irak Kürtlerine sağlandığı gibi Türkmenlere de Kuzey Irak'ta emniyetli bir yaşam sağlamak suretiyle Türkmenlere yardım etmelerini ve onları potansiyel bir soy kırımından korumak için sonuna kadar çaba sarf etmelerini acilen talep ederler

Ayrıca Türkmenler Birleşmiş Milletlerden ISIS suçlularını Irak merkezi yönetiminde ki ve sözü edilen dört vilayetin yöresel yönetimlerinde ki, Türkmenleri savunmasız ve korumasız bırakarak ihanet eden sorumlular ila birlikte Uluslar Arası Suçlular Mahkemesinde yargılanması huşunu acilen talep ederler.  

Saygılarımla

Dr. Hassan Aydinli
Irak Türkmen Cephesi AB'de ki Temsilcisi
Brussels, 21st June 2014.


Tuesday, 13 May 2014

Suriye Türkmen Meclisi 2. Genel Kurul Sonuçları - Oytun Orhan, ORSAM Araştırmacısı


Suriye Türkmen Meclisi 2. Genel Kurul Sonuçları
Oytun Orhan, ORSAM Araştırmacısı


Suriye Türkmenlerinin büyük çoğunluğu ayaklanma başladığı tarihten itibaren muhalif saflarda yer almıştır. Suriye Türkmen nüfusun yoğunlaştığı, Halep, Humus, Kuzey Lazkiye direnişin en önemli yerleri olmuştur. Hatta bir dönem ayaklanmanın merkezi konumunda olan Humus’un Bab-ı Amr bölgesi Türkmenlerin yoğun yaşadığı bir semttir. Ancak Türkmenler muhalif saflarda Türkmen kimliklerini ön plana çıkarmaktan ziyade Suriye halkının değişim talepleri ile paralel bir duruş sergilemiştir. Zaman içinde halk ayaklanması iç savaşa dönüşmüş ve çatışmanın etnik-mezhepsel kimliği daha belirgin hale gelmiştir. Bu da Suriye Türkmenlerinin “Türkmen” kimliği ile öne çıkması sonucunu doğurmuştur.

Türkmenler, diğer tüm Suriyeli toplumsal gruplar gibi örgütlenme tecrübesi ve lider kadrosuna sahip değildir. Siyasallaşma yönünde ilk çabalar Arap muhalefeti gibi Suriye dışında gerçekleşmiştir. Coğrafya, akrabalık bağları, uzun yıllardır Suriye Türkmen diasporasının var olması ve Türkiye’nin muhaliflere destek vermesi gibi nedenlerle çabaların merkezi Türkiye olmuştur. Girişimler Türkiye’ye göç eden Türkmenler ve uzun yıllardır Türkiye’de yaşayan Türkmen diasporası aracılığı ile yürütülmüştür. Suriye Ulusal Konseyi’nin kurulması, buna karşın Türkmenlere yer verilmemesi nedeniyle Türkmenler kendi etnik hakları çerçevesinde mücadele yürütmek ihtiyacı hissetmiştir. Bu süreçte yaşanan en büyük sıkıntı birlik sağlanamaması olmuştur. Zaten zayıf kurumsal yapıya sahip partiler rekabet nedeniyle kendi içinde parçalanmıştır. Siyasal partilere ek olarak Türkiye’de yaşayan Suriye Türkmenlerinin girişimi ile Suriye Türkmenleri Platformu kurulmuştur. Platform, uzun yıllardır Türkiye’de yaşayan, siyasi ve ekonomik yaşamda yer edinmiş Suriye Türkmenlerinin başlattığı bir girişim olmuştur. Bunun amacı, Suriye’den seçilecek delegeler yoluyla bir Suriye Türkmen Meclisi’nin kurulması, bu yapının Suriye Türkmenlerinin meşru temsilcisi olması ve her türlü müzakereyi yürütmesi şeklinde belirlenmiştir.

Platform’un girişimleri sonucunda Suriye Türkmen Meclisi, Türkiye Başbakanı R. Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun katıldığı toplantı ile Mart 2013 ayında kurulmuştur. Meclis’in kurulması ve Türkiye’nin en üst düzeyde katılımı iki anlam taşımaktadır. Birincisi, Suriye Türkmenlerine Türkiye’nin her türlü desteği verecek olmasıdır. İkincisi, Suriye Türkmen Meclisi’nin Türkiye tarafından Türkmenlerin meşru temsilcisi olarak kabul edileceğidir. Bundan sonraki tüm çabalar Meclis üzerinden götürülmüş, zayıf ve dağınık siyasal partiler varlığını korumakla birlikte Meclis bünyesinde toplanmaya çalışılmıştır.

Suriye Türkmen Meclisinin kuruluşunu ilan ettiği toplantının ardından İkinci Genel Kurul’unu 9-10 Mayıs 2014 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirmiştir. İkinci Genel Kurul Toplantısı’na Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Danışmanı Erşat Hürmüzlü, Suriye Türkmenleri Onursal Başkanı ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır, AFAD Başkanı Fuat Oktay, Suriye Geçici Hükümet Başbakanı Ahmet Tuma, Suriye Ulusal Konseyi Başkanı George Sabra katılmıştır. Toplantıya katılamasalar da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Erdoğan ve Meclis Başkanı Cemil Çicek’in destek mesajları Genel Kurul toplantısında okunmuştur.

2. Genel Kurul’a, Türkiye’de yaşayan Suriye Türkmenlerinin önde gelen isimlerinin yanı sıra Halep, Lazkiye, Humus, Hama, Golan, Şam, Rakka ve Tartus vilayetlerinden temsilcilerin oluşturduğu yaklaşık 350 delege katılmıştır. Genel Kurul neticesinde 42 kişilik Meclis (yasama organı), 13 kişilik Yürütme Kurulu (yürütme organı), Başkan yardımcısı ve yeni Başkan seçilmiştir. Demokratik bir ortamda geçen Genel Kurul’da tüm delegeler her konuda fikir beyan etmiş ve kararlar oylama ile alınmıştır. Böylece uzlaşma kültürünün yerleşmesi ve kurumsal yapının güçlenmesi adına önemli bir adım atılmıştır. İlk olarak, tartışmaların ardından Meclis tüzüğü oy çokluğu ile kabul edilmiştir. Tüzüğün onaylanmasının ardından protokol konuşmaları gerçekleştirilmiştir. İlk konuşmayı Suriye Türkmen Meclisi’nin önceki Başkanı Faiz Amro gerçekleştirmiştir. Amro konuşmasında uluslararası toplumun Suriye meselesine ilgisizliğine vurgu yapmıştır. Ayrıca, Suriye’nin bölünme riski ile karşı karşıya olduğunu, Türkmenlerin bunu desteklemediğini, demokratik bir Suriye içinde eşit vatandaşlar olarak yaşamak istediğini ifade etmiştir. Amro’nun ardından Suriye Türkmenleri onursal Başkanı Mehmet Şandır bir konuşma yapmıştır. Şandır konuşmasında Türkmenlere birlik olmaları çağrısında bulunmuştur. Yeni başkanını seçecek Meclis’in Türkmenleri temsil edecek yapı olacağını ve Türkmenlerin birliklerini korumaları durumunda Türkiye’nin her zaman yanlarında olacağını dile getirmiştir.

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, konuşmasında Suriye rejimi, uluslararası toplum ve Türkmenlere yönelik mesajlar vermiştir. Davutoğlu’nun konuşmasındaki en önemli vurgu Türkiye’nin hem muhaliflere hem de Türkmenlere bedeli ne olursa olsun, siyasi hayatları, hatta bireysel yaşamları riske girecek dahi olsa destek vermeye devam edecekleri olmuştur. Davutoğlu konuşmasında Arap, Kürt, Sünni, Hristiyan, Nusayri şeklinde tüm Suriyeli toplumsal grupları dile getirerek Türkiye’nin desteğinin bir grupla sınırlı olmadığını göstermiştir. Konuşmada öne çıkan bir diğer unsur uluslararası camianın tavrından duyulan hayal kırıklığının ifadesi olmuştur. Batı’nın Suriyeli muhaliflerden Cenevre II Konferansı’na katılmaları ve birlik olmalarını istediğini, muhaliflerin bunu başardığını ancak Batılı ülkelerin verdikleri sözleri tutmamaya devam ettiklerini dile getirmiştir. Davutoğlu konuşmasında Esad yönetimine yönelik sert mesajlar da vermiştir. Rejimin zaman kazanmaya çalıştığını ve bu zaman zarfında her türlü şiddete başvurduğunu, varil bombası attığını, kimyasal silah kullandığını ve Cenevre Konferansı’nda diyaloga tamamen kapalı bir tutum izlediğini ifade etmiştir. Davutoğlu doğrudan Başbakan Erdoğan’ın mesajını ileterek Suriye’de yapılanlara Türkiye’nin kendileri görevde kaldıkları sürece hiçbir zaman sessiz kalmayacağı taahhüdünü vermiştir. Suriye’de Haziran ayında düzenlenecek seçimlerin anlamsız olduğunu zira ülke nüfusunun yarıya yakınının evinden ayrılmak durumunda kaldığını, ayrıca Suriye halkının zaten tercihini Esad’a karşı ayaklanarak yaptığını belirtmiştir. Davutoğlu Türkmenlere yönelik mesajında ilk olarak birlik olmaları çağrısını dile getirmiştir. İkinci olarak Türkmenlerden Suriye muhalefeti içinde Araplar, Kürtler ve diğer toplumsal gruplar ile birlikte hareket etmelerini istemiştir. Son olarak Türkmenlerin Suriye halkı ile aralarında dostluk köprüsü olmaları arzusunu ifade etmiştir. Davutoğlu’nun ardından Suriye Geçici hükümeti Başbakanı Ahmet Tuma ve Suriye Ulusal Konseyi Başkanı George Sabra da birer konuşma yapmıştır.

Genel Kurul Toplantısı’nın ikinci gününde Meclis, Yürütme Kurulu, Başkan Yardımcısı ve Başkan seçimleri gerçekleştirilmiştir. Seçimler sonucunda Suriye Türkmen Meclisi’nin yeni yapısı şu şekilde belirlenmiştir.

350 delege Türkmenlerin yaşadığı Vilayetlere (Halep, Lazkiye, Humus-Hama-Tartus, Golan-Şam, Rakka) ve nüfus ağırlığına göre belirlenmiştir. Yapılan seçimler sonucunda 350 delege arasından 42 kişilik Meclis oluşturulmuştur. Meclis’te yine Vilayetlere göre dağılım yapılmış ve nüfus oranlarına bağlı olarak Halep’e 10, Lazkiye’ye 7, Humus-Hama-Tartus’a 6, Golan-Şam’a 3, Rakka’ya 2 kontenjan ayrılmıştır. Bunun yanı sıra iki siyasal partiye %30’luk kota çerçevesinde 14 kişilik sandalye verilmiştir. Suriye Türkmen Kitlesi ve Türkmen Milli Hareket Partisi tek liste sunmuş ve 14 kişilik kota 7-7 şeklinde paylaşılmıştır. 42 kişilik Meclis içinden de 13 kişilik Yürütme Kurulu seçilmiştir. Bu organı Meclis’in yürütme organı, hükümeti şeklinde değerlendirmek mümkündür. Bir önceki dönemde Başkan yardımcılığı görevini yürüten Halepli Abdurrahman Mustafa, Suriye Türkmen Meclisi’nin yeni başkanı seçilmiştir. Başkan Yardımcılığı’na ise Zeki Türkmen ve Tarık Sulo Cevizci getirilmiştir. Abdurrahman Mustafa ve Zeki Türkmen bağımsız, Cevizci ise Türkmen Milli Hareket Partisi’ndendir. Tarık Sulo Cevizci aynı zamanda Meclis Sözcüsü görevini de üstlenecektir. Meclis’in Genel Sekreterliği görevi ise Emin Bozoğlan’a verilmiştir. Bir önceki Meclis Başkanı Faiz Amro ve Abdülkerim Ağa ise Başkan Danışmanlığını görevine getirilmiştir. Bu isimlerin de yer aldığı Yürütme Kurulu toplam 13 kişiden oluşturulmuştur. Ayrıca 42 kişilik Meclis üyelerinin katılımı ile sağlık, eğitim, kamplar ve mülteciler gibi konular ile ilgilenmek üzere beşer kişilik komisyonlar oluşturulmuştur. Askeri konular ise konunun hassas olması nedeni ile doğrudan Meclis Başkanı’na bağlanmıştır.

Suriye Türkmen Meclisi’nin 2. Genel Kurul Toplantısı ile Suriye Türkmenlerinin tek çatı altında toplanması ve örgütlenmesi konusunda önemli bir adım atılmıştır. Bu durum uluslararası toplum ve Suriye muhalefeti ile yürütülen müzakerelerde Türkmenlerin daha güçlü temsiline imkan tanıyacaktır. Ancak esas sorun yeni aşamanın Suriye’de Türkmen bölgelerindeki güvenlik durumu ve Türkmen nüfusun sorunlarının çözümüne katkı sağlayıp sağlamayacağıdır. Kuzey Suriye hattında yoğunlaşan Türkmenler, rejim, PYD ve Irak ve Şam İslam Devleti örgütünün kıskacında var olma savaşı vermektedir. Lazkiye ve Halep’te yaşayan Türkmenlerin önemli bir bölümü Türkiye’ye göç etmek durumunda kalmıştır. Dolayısıyla Meclisin önündeki en büyük görev, Suriye Türkmen bölgelerinde güvenlik durumunun iyileşmesi ve geriye göç sürecinin başlatılması olacaktır. Bu da hem siyasi müzakereler yürütmek hem de dağınık ve zayıf haldeki Türkmen askeri birliklerin yeniden yapılanması ile mümkün olacaktır. Askeri birliklerin en azından Türkmen bölgelerini koruyacak ve güvenliği sağlayacak kapasiteye ulaşması gerekmektedir

http://www.orsam.org.tr/tr/yazigoster.aspx?ID=5065